www.gurkanuncu.org

Menopoz

Menopoz kelime anlamı olarak son görülen adet anlamına gelmektedir. Kadın hayatının önemli evrelerinden birisidir. Her kız çocuğu annesinden doğarken yumurtalıklarının içinde yumurta rezervi dediğimiz bir havuzla doğra ve menopoz yaşına kadar bu havuzdan yumurta tüketir.

Bu tüketimin en hızlı olduğu zaman anne karnındaki süredir ve doğumdan sonrada devam eder. İlk adet yaşına, ki bu yaş ülkemizde yaklaşık 12-13 civarındadır, kadar yaklaşık 7 milyon yumurtadan 350 bin yumurta kalmıştır. Tüketim menopoza kadar devam eder. Menopoz döneminde sonra yumurtalıkların içinde 100-150 yumurta vardır ve bu yumurtalar fonksiyon görmez. Yani aslında menopoz dediğimiz olay, yumurtalıkların fonksiyonlarının bitmesi ve bunun sonucunda oluan hormon eksikliklerinin yarattığı tablodur.

 

2 hormonun adını bilmelisiniz. Bunların birincisi östrojen hormonudur ve çok bilinen bir hormondur, meşhurdur. Aslında bu meşhurluğuda haklı bir meşhuriyetdir çünkü çok sayıda fonksiyondan sorumludur vucutda. İlk adet görmeye başlamasıyla , yani yaklaşık 12-13 yaşlarından itibaren aktif olarak vardır. Yumurtalıkların içindeki yumurtalardan salgılanır ve vücudun etkilemediği herhangibir doku veya organ yoktur. Her organda ve özellikle üreme organlarında aktiftir. Rahmin içini döşeyen tabakanın kalınlaşması, bebeğin yerleşeceği organın hazırlanması gibi fonksiyonları vardır. Ve bu hormon bizim ülkemizde özellikle 47-48 yaşlarında iyice azalmaya başlar.Ve birgün artık salgılanmamaya başlar ki işte o menopozdur. Bizde ortalama yaş 47 -48 dollayında ama nedeni açıklanamayan bir şekilde Dünyadada olduğu gibi ülkemizde de gittikce erkene gelmekte bu yaş. Diğer bilmeniz gereken hormonun adı progesteron. Bu çok meşhur değildir ama en az östrojen kadar önemli bir hormondur. Bu hormon adet gören kadınları adetlerini 2 yarıya bölersek, ikinci yarıda hakim bir hormondur. Birinci yarıda östrojen vardır etkin olarak, ikinci yarıda progesteron. Östrojen rahim çini kalınlaştırır, progesteron olgunlaştırır ve ay sonunda progesteron hormonu vücutdan çekilince , kanam yani adet meydana gelir. Menopoz dönemine yaklaştıkca önce progesteron hormonu azalmaya başlar ve bu adet gecikmesi olarak karşımıza çıkar. Her ay adet gören kadınını adeti gecikmeye başlamıştır. Bu menopoza yaklaşıldığının en önemli göstergelerinden birisidir. Ya yumurtlama olmuyordur yada geç oluyordur. Her 2 durumda da vücutda östrojen hormonu vardır ama yumurtlama olduktan sonra artması gereken progesteron yoktur. Yani      menopoz yaklaşıldığının ilk bulgusu adet gecikmesidir ve adet aralarının azalmasıdır. Bu aşamada çoğunlukla sıcak basması- terleme gibi sorunlar olmaz çünkü vücutda yeteri kadar östrojen hormonu vardır. Biz bu hastalara, sizinde hemen tahmin edebileceğiniz gibi, eksik olduğunu düşündüğümüz hormonu veririz yani progesteronu. Progesteron rahim içini olgunlaştırır ve sonrada adet görmesini sağlar. Birsüre sonra ise artık östrojen hormonu eksikliği ortaya çıkar ve işte o zaman MENOPOZ TAM OLARAK GELMİŞTİR.

Menopozun hormonal bulguları östrojen düzeyinin düşük olmasıdır. Bununla birlikte, östrojen düzeyinin düşmesine ikincil bir reaksiyon olarak kanda 2 madde yükselmeye başlar. Bunlar FSH ve LHdır. Bu hormonların normal düzeyi 5-6 civarındayken menopoz yaklaşmaya başlayınca yükselmeye başlarlar ve 20’li değerlere ulaşınca artık menopozal geçiş olmuştur.10’lu değerlerde adet görülmeye devam edebilir ama sonrasında adet biter. 30-40 lı değerle ise tam olarak menopozun yerleştiğidir.

Menopoz bir günde olmamakta, öncesi var ve bir bu duruma premenopozal dönem diyoruz, ve onrasıda var, postmenopozal dönem. Hepsine ise KLİMAKTERYUM denilmekte.

Erken orta ve geç sorunlarla karşılaşıyoruz menoozda. Erken dönem dediğimizi ilk 2 yıl gibi düşünün. Östrojen eksikliğinin bulgulaı ki hemen her kadında ortaya çıkan ilk bulgu SICAK BASMALARIdır. Nedeni hala bilinmemektedir. Biretsel, toplumsal ve coğrafi farlılıklar göstermektedir. Hormonal azalma ile açıklanmaya çalışılsada bu farklılıkları açıklamamaktadır. İçinde sıcak basmasınında bulunduğu sorunlara biz VAZOMOTOR SORUNLAR diyoruz. Sıcak basması, terleme, ani iç sıkıntı nöbetleri, uykusuzluk, düzenli yaptığı işlere ilgisizilik yani hafif depresyon hali, alınganlık sınırının azalması yani eskiden batmayan şeylerin rahatsız etmeye başlaması gibi şeyler. Bunu bazı kadınlar hiç yaşamıyorlar bazıları ise çok uzun yıllar yaşıyorlar ve en kötüsü kimin ne kadar ve nasıl yaşayacağını öngöremiyoruz. Ben genellikle eşlerine soruyorum durumu hangi ciddiyetde olduğunu anlamak için. Eğer eşi, kadının gece pencereleri açmasından şikayetci ise, hoş geldin menopoz.

Orta dönemde menopozun kadına yaşattıkları 2-5 yıllık süreç içinde değerlendiriliyor. Bura karşımıza çıkan şeyler, östrojen hormonunun bağımlı olduğu dokulardaki fonksiyonel bozukluklar. Östrojen , bizim bazal metabolizma dediğimiz, vücüdün çalışma hızında çok önemli bir hormon. Şöyle düşünün, hızla çalışan motor bir anda yavaş çalışmaya başlıyor. Nedenini sormayın, bilmiyoruz. Neden kadında böyle bir dönem var diye de sorgulamayın, gerşçektem hertürlü tartışmaya açık bir soru bu, yanıtı bilinmeyen ama gerçek böyle, çalışma hızı azalıyor. Ve işte burada kadın kendisine bakmazsa şişmanlamaya başlıyor. Çünkü aynı yemeği yemeye devam ediyor, basitca şöyle; Vücüda aynı kalori giriyor ama bu kalori aynı hızda yakılmıyr ve durum böyle oluncada , yakılmayanlar yağ olarak birikmeye başlıyorlar. Ve bu yağ özellikle bel-kalçada yerleşiyor. Menopza girerken kendiniz için bir şey yapmak istiyorsanız , hemen yediğiniz günlük yemeği, kaloriyi % 30 azaltın. Ve sonrasında atrofi başlıyor, ilişkide bulunulan bölgede, memelerde, deride vs.

5 yıl sonrasındada 3 ana organ var bu durumdan etkilenen. Bunların birisi kemik. Kemik erimesi yada diğer adıyla OSTEOPOROZ. Aslında ülke olarak şanslıyız biz, Türkiyede diğer ülkelerdeki gibi ciddi oranda osteoporoz yok. BU durum kongrelerde çok tartışılıyor , neden Türkiyede az diye. Toplumun her kesiminde yoğun üretilen kalsiyumdan zengin süt ve süt ürünleri, özellikle kırsal kesimlerde kadınların fiziksel aktivitelerinin hiç bitmemesi, belki ırksal özellikler, beklide çay tüketimi… Bilinmiyor ama bizde, bizim toplumumuzda çok ciddi bir sorun olarak karşımızda değil. Menopzoun geç dönemlerinde çıkıyor karşımıza. Belkide gençlikte tüketilen zengin kalsiyum deposu sağlıyor bunu. Osteoporoz la ilgili ciddi bir risk faktörü yoksa, menopozdan sonraki erken dönemde kemiklere bakmanın gereği yok ama sonrasında, en az 2 yıl geçtikten sonra bakmaya başlamak lazım. En güzeli kalsiyumdan zengin gıda tüketmeye devam…

Uzun dönemde kalb ve damarlar ve metabolizma etkilenen organla. Menopoz öncesi kalb sorunu olan kadın sayısı erkeklerle karşılaştırıldığında çok düşük oranlarda iken menopoz sonrasında bu oran eşit hale geliyor. Demekki menopoza kadar kadını koruyan bir şeyler var ki bunun adı östrojen………………

Şimdi şu soruyu yanıtlamak lazım. Menopozal döneme geçiş ve sonrasında ne yapmalıyım? Hormon tedavisi almalımıyım ? Her doktor başka bir şey söylüyor acaba hangisi doğru?

Üniversitede öğrencilere 10 yıl öncesine kadar menopoz ve hormon verme tedavisini ben anlatırdım ve dersi şöyle bitirirdim. “Bugün anlattıklarımın hiçbirisi doğru olmayabilir ve biz size 10 sene sonra bşaka şetleri doğru olarak anlatabiliriz” Tabi bu kaar keski değişmedi her şey ama eskisi gibide hiç değil.

Östrojen tedavisinin Dünyada, yada daha doğrusu Amerikada ilk doğuşu, doğum kontrol hapları içinde konulan östrojenlerin menopozal dönemdeki eksiklikleri ortadan kaldırmak için kullanabilrmiyiz sorusuyla başlamış ve bu şekilde kullanıma girmiştir. Östrojen hormonunu tek başına verilmesi, progesteron hormonunun verilmemesi, rahim için, döşeyen tabakanın kanserlerinin görülmesini artırmış ve bu saptandığında ilaçlara “progesteron”eklenmiştir. Günümüzde , rahmi bunan kadına mutlaka östrojen ile birlikte progesteron tedaviside verilmelidir. Bunun aksi durumlar çok azdır. Bu şekilde kullanıma giren hormon tedavisi, birazda firmaları etkisiyle, olması gereken yada başka bir anlatımla kullanılması gereken durumların çok dışında da kullanılmış ve bu durum birçok sıkıntıyı, en başında da bugün bu hormonlara duyulan öfkeyi doğurmuştur.

Size basitce şöyle anlatmak isterim. Biz hekim olarak ilaç tedavisini 2 şekilde kullanırız. Bunların birincisi nde amaç tedavi etmektir. Varolan bir sorunu ortadan kaldırmaktır ve bunun adı tedavidir. İkincisi ise , oluşabilece sorunların önlenmesidir. Bunun adıda profilaksidir.  Tedavi amaçlı yapılan işlerda ilacın faydası va muhtemel yan etkileri biraz daha fayda tarafındadır çünkü ortadan kaldırılması gereken bir durum vardır. Profilakside ise kar-zarar oranını iyi dengelemek gereklidir çünkü bu tedavi değildir. Yani sorun yoktur, sorun olmasın diye ilaç verilmektedir. Sorun olmasın diye verilen bir ilacın başka sorunlar doğurması kabul edilemez bir durumdur.

Kısa dönemde östrojen vererek, kısa dönemli şikayetleri ortadan kaldırabiliyırmuyuz? Evet. Bunun yanıtı evetdir. Kaldırmalımıyız? Bu kadına bağlıdır. Bazı kadınlarda evet bazılarında hayır. Bu hormondan hala korkan kadınlara bu kullanımı önermek doğru değil ama size güvenen ve anlattıklarınızı anlayan, kısa dönemde zarar verme olasılığının bilincindeki kadınlara bunu vermek lazım ama korkanlara kesinlikle hayır. Çünkü bu şikayetleri, hormon tedavisi kadar etkili olmasada, hormon dışı yöntemlerle ortadan kaldırabiliyomuyuz, evet. Bu amaçla  antidepresanları kullanıyoruz ve % 70-80 sorun ortadan kalkıyor. Bu dönemde hormondan korkmayın, kısa kullanım sorun çıkartmaz ama kullanmak zorunda da değilsiniz. Büyük faydalar beklemeyin büyük zararlar ise hiç beklemeyin. Uzun dönem kullanımında durum nasıl diye merak edenler, yukardaki cümleyi tekrarlamak lazım. Büyük faydaları ve zararları yok. Uygun hastaya uygun tedavi. Biz zamamnında böyle yapmadık ve kuralsız, düzensiz kullandık bu ilaçları. Biz derken kastettiğim ben yada Türkiyedeki doktorlar değil, Dünya böyle yaptı, ve her yani tedavide olduğu gibi bu tedavide de taşlar yerine yavaş yavaş oturuyor.

Bütün bu bilgileri doktorunuzla tartışın

 
Anasayfa Kadın Hastalıkları Menopoz

İLETİŞİM

UMİ PLAZA
Mudanya Yolu Yeni Karaman Mah.
Sanayi Cad. No: 150 / 38
Osmangazi - Bursa
Tel : (224) 266 00 56
Fax: (224) 266 00 89
E-Mail: guncu@gurkanuncu.org